- Dönem Toplu Sözleşme, kamu görevlilerinin ve kamu görevlisi emeklilerinin 2026 ve 2027 yıllarında alacağı maaş zamlarını, mali ve sosyal haklarını belirleyen kritik bir süreç olarak tamamlandı. Görüşmeler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda başladı, tarafların masada uzlaşamaması üzerine dosya Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna taşındı. Memur-Sen'in ilk teklifleri arasında 10 bin TL taban aylık zammı, 2026 için kümülatif yüzde 88 ve 2027 için kümülatif yüzde 46 oranında zam bulunuyordu. Süreç boyunca hem yüzdesel zam oranları hem de refah payı, taban aylık artışı ve enflasyon farkı gibi başlıklar tartışmanın merkezine oturdu. Yeni dönemde nelerin değiştiğine, hangi kazanımların elde edildiğine ve süreçte yaşananlara dair kapsamlı bir çerçeve aşağıda ele alınıyor.
8. Dönem Toplu Sözleşme hangi yılları kapsıyor?
- Dönem Toplu Sözleşme, 2026 ve 2027 yıllarını kapsayan iki yıllık bir dönemi düzenliyor. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu çerçevesinde her iki yılda bir yenilenen bu sözleşme, kamu görevlilerinin ve emeklilerin bu iki yıl boyunca alacağı zam oranlarını, mali ve sosyal hakları ile hizmet kollarına özel kazanımları içeriyor. Görüşmeler 2025 yılının Ağustos ayında başladı ve genel bütçe ile birlikte yürürlüğe girecek şekilde planlandı. Sözleşmenin kapsamı yalnızca yüzdesel maaş artışlarıyla sınırlı değil; taban aylığa yapılacak seyyanen zamlar, ek ödemeler, harcırahlar, sosyal yardımlar, disiplin uygulamaları, izin hakları ve emekli aylıklarına yansıyacak düzenlemeler de aynı çatı altında ele alınıyor. Böylece 2026-2027 dönemi için yaklaşık 3,5 milyondan fazla kamu çalışanı ve iki milyonu aşkın kamu emeklisinin mali durumunu doğrudan etkileyen bir çerçeve oluşturuluyor.
Memur-Sen'in 2026 teklifleri nedir?
Memur-Sen, 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecinde 2026 yılı için kümülatif yüzde 88, 2027 yılı için ise kümülatif yüzde 46 oranında zam teklif etti. Bu yüzdesel oranların yanı sıra masaya birçok başlık daha getirildi.
Konfederasyonun teklif paketinde öne çıkan diğer başlıklar şu şekilde sıralanıyor:
- Tüm kamu görevlilerinin taban aylığına 10 bin TL tutarında seyyanen zam yapılması
- Refah payı uygulamasının yeniden hayata geçirilmesi ve büyüme oranından pay verilmesi
- Toplu sözleşme ikramiyesinin artırılarak sendika üyesi olmayanları da kapsayan yeni bir formüle bağlanması
- Aile yardımı, çocuk yardımı ve doğum yardımı gibi sosyal ödemelerin güncel yaşam koşullarına göre yükseltilmesi
- Ek göstergelerin genişletilmesi ve kariyer basamaklarındaki adaletsizliklerin giderilmesi
- 3600 ek gösterge kapsamının tüm hizmet sınıflarına yaygınlaştırılması
Teklif paketi, yalnızca ücret artışına odaklanmayan bütüncül bir yaklaşımla hazırlandı. Sosyal hakların güçlendirilmesi, emekli maaşlarında iyileştirme ve hizmet kollarına özel talepler de teklifin ayrılmaz parçaları arasında yer aldı.
Sağlık-Sen'in elde ettiği kazanımlar nelerdir?
Sağlık-Sen, 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecinde sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarına yönelik hizmet koluna özel kazanımlar için mücadele veren yetkili sendika oldu. Süreçte elde edilen kazanımlar aşamalı bir müzakere yöntemiyle şekillendi.
- Nöbet ücretlerinde iyileştirme talebinin masaya taşınması: Sağlık çalışanlarının uzun süredir dile getirdiği nöbet ücreti artışları, hizmet koluna özel görüşmelerin başlıca gündem maddelerinden biri oldu. Farklı unvan grupları için ayrı katsayı önerileri sunuldu.
- Riskli birimlerde çalışan personel için ek ödeme düzenlemesi: Yoğun bakım, acil servis ve ameliyathane gibi yüksek riskli birimlerde görev yapan personel için ek ödeme oranlarının artırılması talep edildi.
- Sabit ek ödemenin emekliliğe yansıtılması: Sağlık çalışanlarının döner sermaye ve ek ödeme kalemlerinin emekli maaşına yansıması, sürecin en çok tartışılan başlıklarından biri olarak masada kaldı.
- Kreş hakkı ve sosyal destekler: Kamu kurumlarında çalışan personel için kreş imkânı, süt izni süresi ve idari izin uygulamalarına ilişkin düzenlemeler gündeme getirildi.
- Yıpranma payı ve fiili hizmet zammı: Sağlık personeli için fiili hizmet süresi zammının kapsamının genişletilmesi talebi, kalıcı bir kazanım hedefi olarak öne çıktı.
Görüşmelerde tarafların uzlaşamaması nedeniyle nihai düzenleme Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun kararlarıyla şekillendi.
Hakem kurulu sürecinde neler yaşandı?
- Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri, tarafların masada anlaşamaması üzerine uzlaşmazlıkla sonuçlandı ve dosya Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna gönderildi. Kamu işveren heyeti ile yetkili konfederasyonun teklifleri arasında özellikle yüzdesel zam oranları, taban aylığa seyyanen zam ve refah payı konularında ciddi bir açı farkı ortaya çıktı. Memur-Sen, sürecin uzlaşmazlıkla sonuçlanmasının ardından basın toplantısı düzenleyerek taleplerinin masada karşılık bulmadığını kamuoyuyla paylaştı. 4688 sayılı Kanun gereği anlaşma sağlanamayan başlıklarda son sözü söyleme yetkisi Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna geçti. Kurul; Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay'dan gelen üyeler ile hükümet, işçi ve memur temsilcilerinden oluştu. Hakem Kurulu kararları toplu sözleşme hükmünde kabul edildiğinden, 2026 ve 2027 yıllarında geçerli olacak zam oranları ile mali ve sosyal hakların önemli bir bölümü bu kararlarla nihai halini aldı.
Enflasyon farkı talebi nasıl şekillendi?
Enflasyon farkı, 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecinin en tartışmalı başlıklarından biri oldu. Konfederasyonlar, memur maaşlarının enflasyon karşısında erimemesi için hedeflenen enflasyonun aşıldığı her ay için fark ödemesi yapılması ve bu farkın maaşlara yansıtılması yönündeki talebini sürecin başından itibaren gündemde tuttu.
Avantajları (Artıları)
- Gerçekleşen enflasyon ile öngörülen zam oranı arasındaki farkın maaşlara yansıtılması, kamu görevlilerinin alım gücünün korunmasına katkı sağlıyor
- Enflasyon farkının emekli aylıklarına da yansıması, sabit gelirli kesimin ekonomik dalgalanmalardan daha az etkilenmesine yardımcı oluyor
- Talebin bütçeye eklenmesi, mali disiplin ile sosyal koruma arasında bir denge kurulmasını mümkün kılıyor
Dezavantajları (Eksileri)
- Enflasyon farkı formülünün altı aylık dönemler halinde uygulanması, ara dönemlerde alım gücü kaybının sürmesine yol açabiliyor
- Farkın yalnızca resmi enflasyon verilerine bağlanması, hane halkının fiili yaşam maliyetleriyle her zaman örtüşmeyebiliyor
- Yüksek enflasyon dönemlerinde artan bütçe yükü, diğer sosyal harcamaların planlamasını zorlaştırabiliyor
Enflasyon farkı talebi, yalnızca teknik bir hesaplama sorunu değil; kamu görevlilerinin uzun vadeli mali güvencesine ilişkin bir politika tercihi olarak konuşulmaya devam ediyor. Yeni döneme yönelik iş fırsatlarını değerlendirmek ve kariyerine yeni bir yön vermek isteyenler için İş Bul sayfası, güncel ilanlara ulaşmak için kullanılabilecek pratik bir başlangıç noktası olabilir.
Bilgilendirme
Bu yazıda paylaşılan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır. Toplu sözleşme hükümleri, hakem kurulu kararları ve kamu görevlilerine ilişkin mali ve sosyal haklar zaman zaman değişebileceğinden, kendi durumuna özel bir karar almadan önce güncel mevzuatı ve yetkili bir uzmanın görüşünü dikkate alman faydana olacaktır.








